|
|
|
Allerji |
| |
|
Astma İlaçları |
Başlıklara dön |
|
İlaç tedavisi nefes darlığını oluşturan
mekanizmaya göre yapılır.
Bunlar;
1) Solunum yolunun balgam
ile dolması, müküs sekresyonu.
2) Solunum yolu çevresindeki kaslarının kasılması, bronş
spazmı,
3) Solunum yolunu kaplayan zarın şişmesi, ödemi.
Müküs sekresyonunun tedavisi hastaya günde 3-4 litre sıvı
verilerek yapılır.
|
|
Bronş Açıcı İlaçlar |
Başlıklara dön |
|
Astma ilaçlarından solunum yollarındaki
darlığı açıp rahatlatanlara
bronş açıcı “bronkodilatatör”
adını veriyoruz. Bu ilaçlar
enjeksiyon, tablet, şurup, veya
sprey tarzında bulunmaktadır.
1) Adrenalin Anaflaktik
şok, akut bronşiel astma ve
anjioödemlerde acil olarak
kullanılan önemli bir ilaçtır.
Deri altına enjeksiyon şeklinde
verilir. Ancak, bu ilacın kan
basıncını yükseltmesi, çarpıntı
ve baş dönmesi gibi etkileri
olduğundan sadece klinik veya
hastanelerde doktor gözetiminde
uygulanmalıdır.
2) Beta -2 uyarıcılar Akut
astma nöbetinde, solunum
yollarındaki spazmı en hızlı
açan ilaç gurubudur. Salbutamol
veya terbutalin’in tablet, şurup
ve sprey tipleri vardır. Bu
ilaçlar bronş açıcı etkileri
yanısıra, çarpıntı, sinirlilik,
uykusuzluk, titreme gibi yan
etkileri görülebilir. Bu durumda
genellikle ilacı kesmeye gerek
yoktur. Çünkü ilaç alınmaya
devam edilirse bu yan etkiler
azalır veya tamamen kaybolur.
3) Teofilin Akut
astma şikayetleri esnasında
damar içine teofilin verilmesi
eskiden beri uygulanan bir
tedavi yöntemidir. Halk arasında
astmalı hastalar bu ilaca “damar
ilacı “ veya “ ciğer açıcı “
gibi isimler vermişlerdir.
Merkezi sinir sistemini
etkilediği için serum teofilin
seviyesini ölçmeden verilmesi
hayatı tehdid eden reaksiyonlara
sebep olabilmektedir. Bu ilacın
damardan verilebilen ampulu,
uzun ve kısa etkili tabletleri
mevcuttur.
4) Kromolin sodium
Allerjik reaksiyonları önleyici
özelliği olan bu ilaçlar,
kandaki bazofil hücrelerinden
allerjik kimyasal maddelerin
ortaya çıkmasını engeller.
Allerjik nezle ve astmada;
sprey, göz allerjilerinde; damla
ve besin allerjilerinde de
tablet formu
kullanılır.
5) Antihistaminikler
Antihistaminikler, allerjik
nezle, özellikle bahar nezlesi,
allerjik konjonktivit ve ürtiker
tedavisinde en etkin ilaçlardır.
Bu ilaçların en önemli yan
etkisi uyku yapmasıdır. Ancak
yeni çıkan bazı
antihistaminiklerin uyku etkisi
oldukça azdır. Antihistaminik
grubu ilaçların kimyasal
yapıları ve etki süreleri
birbirinden farklıdır. Etki
süreleri birkaç saat olan
ilaçlar olduğu gibi 24 saat
etkili olanları da vardır.
6) Kortikosteroidler Genellikle
halk arasında "kortizon" veya
"zararlı" ilaç olarak
tanınmaktadır. Kortizon grubu
ilaçlar hormon olduğundan
düzensiz kullanılırsa yan
etkileri fazladır. Ancak doğru
kullanıldığında bu yan etkiler
çok azaltılabilir. Gereksiz yere
kullanılması veya gereğinde
kullanılmaması aynı derecede
vücuda zararlıdır. Bu nedenle bu
ilaç mutlaka doktor tavsiyesi
ile kullanılmalıdır.
Metilprednisolon, veya
hidrokortizon sık kullanılan
kortizonlardandır. Bu ilaçların
ağızdan alınan tablet ve
şurupları, damardan verilen
enjeksiyon tipleri, ve solunum
yollarına sprey ile verilen toz
formları vardır.
Kortizonlar anti-inflamatuar
etkisini hücre içi protein
sentezini artırarak meydana
getirdiğinden, tedaviye faydası
en az 6 ile 8 saat sonra ortaya
çıkmaktadır. Bu nedenle akut
krizlerde erken safhada kortizon
başlanmalıdır. Kronik astma
tedavisinde, yan etkilerinin
daha az olması nedeniyle sprey
formları tercih edilir.
Allerjik hastalıklarda sprey
formları hariç kortizon tedavisi
en fazla 1 haftada
sınırlandırılmalıdır. Bu şekil
ilaç verilmesine tıpda “ vur-kaç
“ tekniği adı verilir. Bu kısa
sürede kortizonun alınmasında
önemli bir yan etki ortaya
çıkmamaktadır. Fakat bu kısa
süreler sık sık tekrarlanır veya
birkaç hafta sürekli kortizon
kullanılırsa bariz yan etkiler
görülebilir. Özellikle kuşingoid
tip adı verilen ay yüzü tarzı
şişmanlama, ciltte kıllanma,
sivilcelenme ilk ortaya çıkan
yanetkilerdir. Daha sonra da
gözde katarakt, kemiklerde erime
ve çocuklarda büyüme ve gelişme
geriliği gibi çok önemli
yanetkiler ortaya çıkar. Şeker
hastalığı olan veya
hipertansiyon gibi kronik
sistemik hastalığı olan
kişilerde ise kortizonun yan
etkileri daha da önem kazanır.
Sprey tipi inhale kortizonların
dozları daha az olduğundan ve
doğrudan solunum yollarına
tatbik edildiğinden yan etkileri
daha az görülür. Ancak 1997 den
bu yana yayınlanan
araştırmalarda sprey tipi
kortizonların da katarakt,
kemiklerde erime ve çocuklarda
gelişme geriliği gibi bilinen
yan etkileri ortaya çıkardığı
saptanmıştır. Bu nedenle inhale
kortizonların da çok uzun süre
kullanılması sakıncalıdır.
7) Ketotifen
Ketotifen ile yapılan son
çalışmalar bu ilacın astma
tedavisinde her zaman olumlu
sonuç vermediğini göstermiştir.
Astma tedavisindeki etkinliğinin
tam açıklık kazanmaması
nedeniyle bazı batı ülkelerinde
kullanıldığı halde bazılarında
örneğin A.B.D. de henüz
kullanılmamaktadır.
8) Anti-lökotrien ilaçlar
Bu tip ilaçlar 1996’dan bu yana kullanılmaya başlanmıştır. Altı
yaşından büyük bronşiel astma
hastalarına, önleyici olarak
tavsiye edilmektedir. Özellikle
ekzersiz ile ortaya çıkan ve
aspirin hassasiyetine bağlı
astma hastalarında etkilidir.
|
|
İmmünoterapi |
Başlıklara dön |
|
"Allerji Aşı Tedavisi" |
|
Allerjik bir hastanın
yaşadığı çevre göz önüne
alınarak havada bulunan yüzlerce
allerjenler arasından, allerjiye
sebep olan polen, küf sporları
ve ev akarlarına karşı deri
testleri yapılır. Bu deri test
sonuçlarına göre allerji
aşılarının tertibine girecek
allerjenlerin cins ve dozları
tesbit edilir. Bu allerjenlerin
seçilmesi ve deri testleri
sonuçlarına göre aşıların
hazırlanması her hasta için ayrı
ayrı yapılır.

Test yapılacak allerjenlerin
seçilmesi ve aşı tertibine
girecek allerjenlerin cins ve
konsantrasyonların tayini
tamamen uzmanlık dalıdır. Zira
hastanın allerjik olduğu
allerjenlerin tamamının iyi
seçilememesi veya tedavi başlama
dozunun iyi ayarlanamaması, aşı
tedavisinin daha başından
başarısız olacağının işaretidir.
Eskiden desensitizasyon, veya
hiposensitizasyon olarak ta
isimlendirilen immünoterapi;bu
şekilde hazırlanan aşı
maddesinin ilerleyerek artan
dozlarda, belirli aralıklarla
enjekte edilmesi şeklinde
yapılır. Bu şekilde o kimse
allerjik olduğu maddelere karşı
tolerans kazanmış olur.
Bu tedavi astma ve allerjik nezle nin halen
mükemmel olmamakla birlikte
yegane tedavi şeklidir.
İmmünotrerapide kullanılan
allerji test maddeleri ve
allerji aşıları belirli
standartlara göre hazırlanır.
Aşıları bu standartlara göre
uygun olarak hazırlayan çeşitli
laboratuarlar ve firmalar
vardır. Allerji uzmanları bu
maddeleri buralardan temin eder
ve hastanın test sonucuna göre
karışımı tertipler. Bu aşılarda
deri testleri ile tesbit edilen
allerjenler (polen, küf mantar
sporları ve ev tozu akarlar)
dışında hiçbir ilaç veya başka
madde bulunmaz. Allerjik
maddeler enjekte edildiğinde
immün sistemimizi etkiliyerek
iki yolla hastalığın
semptomlarının azalmasınaı
sağlar. Birincisi vücudumuzda bu
allerjen maddelere karşı
koruyucu antikor maddeleri (IgG)
meydana gelir. Ikincisi de
allerjiye sebep olan kandaki
maddelerin yapımına mani olur.
Bu tedavi başlangıçta ilk
dozları allerji uzmanı
tarafından ayarlanır. Belirli
bir doz dan sonra da primer
doktoru tarafından devam edilmek
üzere kendisine verilir. Tabii
ideal olanı bu aşıların tedavi
müddetince bizzat allerji
doktoru nezaretinde
yapılmasıdır. Ama birçok ülkede
olduğu gibi Türkiyede de allerji
uzman sayısının azlığı nedeniyle
allerjenlerin ve aşı dozlarının
tesbitinden sonra, kendi
doktorlarınca tedaviye devam
edilmek üzere aşılar hastaya
verilir.
Amerika Birleşik Devletlerinde
ve Kanada gibi ülkelerde
immünoterapi sadece sertifikalı
allerji uzmanları tarafından
yapılması zorunluğu varken bazı
ülkelerde uzman olmayan hekimler
tarafından da yapılabilmektedir.
Bir zamanlar İngiltrede uzman
olmayan hekimler tarafından aşı
tedavisinde hatalı uygulamalar
sonucunda bazı hastaların
hayatını kaybetmesi nedeniyle
aşı tedavileri önce kaldırılmış,
daha sonra da Amerikadaki gibi
sadece allerji uzmanları
tarafından uygulanması şartı
getirilmiştir.

Allerji aşılarının enjeksiyon aralıkları
allerjen ekstrelerinin
cinslerine göre değişmektedir.
Genelde bu ekstrelerin sulu
solusyon formlarında haftada bir
enjekte edilmesi esas
olduğundan, bu aralıkları
artırmak gayesiyle yüksek
dozdaki ekstrelerin depo şekline
getirip yavaş absorpsiyon
çareleri araştırılmıştır.
Allerjen
ekstrelerin yağda emülsiyon hale
getirilmesi, polen ekstrelerin
aluminyum, tanik asit veya
piridin ile çöktürülmesi
denenmiş metodlardır. Fakat bu
metodla hazırlanan ve 2-3 hafta
ara ile enjekte edilen aşıların
yan etkileri görüldüğünden
allerji uzmanlarının çoğu
tarafından terk edilmiş ve sulu
solusyon formları tercih
edilmektedir.
Amerikadaki allerji uzmanlarının %90 ı sulu
aşıların haftada bir enjeksiyonu
metodunu tatbik etmektedir.
Allerji aşıları hastaya özel
olarak hazırlandıktan sonra
genelde 4 ay bozulmadan
dayanabilmektedir. İçine belirli
özel kimyasal madde ilavesiyle
bu dayanıklılık 6 aya kadar
uzatılabilir. Bu aşıların
içindeki allerjen maddeleri
protein tabiatında olduğundan
bütün tedavi müddetince soğukda
+4-8 °C derecede muhafaza
edilmesi ve buz tutmaması
gerekmektedir. Bu sebeple aşılar
taşınırken içinde buz bulunan
termos içinde nakledilmeleri ve
evde buz dolabında +4-8 °C
derece arasında yani meyve ve
sebzelerin tutulduğu bölmelerde
muhafaza edilmeleri
gerekmektedir.12 - 18 saatten
fazla buz dolabı dışında kalan
aşılar kullanılmamalıdır.
|
|
İmmünoterapi Bronşiel Astma ve
Allerjik Nezlede Faydalımı? |
Başlıklara dön |
|
Allerji aşı tedavisinin ilk 2-3 ay içinde
belirgin bir faydası olmaz. Daha
sonra hastalık belirtilerinde
her sene yüzde 20-25 oranında
iyileşme görülür.
Beklenen oranda iyileşme olmayan hallerde
hastamızın şikayetlerini
artırabilen diğer faktörler (hormonal
değişikler, enfeksiyon hali,
emosyonel durumlar, ev tozu
eliminasyonuna gösterdiği
duyarlılık tekrar araştırılır.
Ayrıca mesleği ; (tekstil,
halıcılk, kuaför, mobilya vs.)
ve yaşantısı ile ilgili
özellikler tekrar gözden
geçirilir. Her hastalıkta olduğu
gibi allerjik hastalıklarda da
erken teşhis ve tedavi
önemlidir. Aşı tedavisine
başlayan hastalarda iyileşme
oranı hastanın yaşından çok
hastalığın yaşına bağlıdır.
Hacettepe Üniversitesinde yaptığımız bir
araştırma bu tedavide başarı
oranının tedaviden önceki
hastalık süreleri ile ilgili
olduğunu göstermiştir. Yapılan
bu araştırmada tedaviye
başlamadan önce 1-5 yıl süre ile
bronşiel astma şikayetleri
olanlarda iyileşme oranı yüzde
85-90, 5-10 yıldır hasta
olanlarda yüzde 80, ve 10 yıldan
fazla süreyle hastalık devam
etmiş olanlarda ise yüzde 75
oranında iyileşme olduğu
gösterilmiştir.
Immünoterapiye 4-5 yıl süresince devam
edilir. Hastanın son seneyi
şikayetsiz olarak geçirmesi ölçü
olarak kabul edilerek kesin süre
takiple saptanır.
|
|
İmmünoterapi Hangi Allerjik
Hastalıklara Uygulanır? |
Başlıklara dön |
1) Allerjik Nezle
2) Allerjik Astma
3) Sistemik Arı
Allerjik Reaksiyonları (Venom
İmmunoterapi)
|
|
İmmünoterapi Hangi Yaşlarda
Uygulanır? |
Başlıklara dön |
|
Immünoterapi uygulanması için bir yaş sınırı
yoktur. Hastanın yaşından çok
hastalığın yaşı önemlidir. Yani,
hastanın rinit veya bronşiel
astma şikayetlerinin ne süreyle
ve ciddiyette devam ettiğidir.
Ayrıca bronşlarda broşektazi
veya amfizem gibi astma
komplikasyonlarının olup
olmadığı, hastanın meslek durumu
ve allerjenlerden korunmada
gösterdiği duyarlılık tedavi
sonucuna etkili olduğu için
önemlidir.
|
|
İmmünoterapinin Yan Etkiler
Nelerdir? |
Başlıklara dön |
|
Allerji doktorlarının tavsiyesine uyarak
gününde ve tavsiye edildiği
miktarda yapılan aşıların hiçbir
yan etkisi yoktur. Başlangıçta
doz ayarlaması yapılırken 15-20
dakika içinde aşı yapılan
yerlerde az veya çok kızarıklık
şişlik veya ağrı olabilir.
Bu durumlar aşının başladığı ilk günlerinde
olur ve bu sebeple allerji
uzmanları hastalarına aşı
yapıldıktan sonra belirli süre
aşı yerinde beklemelerini ve
hemşire veya doktor tarafından
görüldükten sonra ayrılmalarını
isterler. Bununla beraber tedbir
bakımından bu bekleme bütün
tedavi müddetince tavsiye
edilir.
Genelde aşı dozları ayarlandıktan sonra
zamanla bu şikayetlerde ortadan
kalkar. Ancak tedavi 4 -5 sene
gibi uzun bir süre devam
ettiğinden bu süre içinde
hastalar birçok şikayetlerini
aşı tedavisinin bir yan etkisi
olduğunu sanabilmektedir.
Sıklıkla allerji uzmanlarına sorulan ve aşı
tedavisinin bir yan etkisi
olmadığı kesinlikle bilinen bazı
şikayetleri şu şekilde
sıralayabiliriz. “...karın
ağrısı, bulantı, kusma, ishal,
kabızlık, sinirlilik, halsizlik,
terleme, ateş, kırgınlık,
iştahsızlık, veya iştah artması,
kilo alma, zayıflama, çarpıntı,
vücutta kıllanma, saç dökülmesi,
göz kararması, kaşıntı, sivilce,
gözlerde kanlanma, ateş, eklem
ağrıları, uyku, uykusuzluk,
dalgınlık, unutkanlık, baş
dönmesi, sırt ve bel ağrısı,
bacaklarda uyuşma, vs. vs...”
|
|
Hamilelik Esnasında Tedavi
Yapılabilir mi? |
Başlıklara dön |
|
Evet,
aşı tedavisi devam ederken
başlayan hamilelik durumunda aşı
tedavisine devam edilmesinde
hiçbir sakınca yoktur. Ancak,
hasta hamile ise ve şikayetleri
de fazla değilse başlanması
düşünülen immünoterapiyi doğum
sonrasına ertelemek yerinde
olur. Hamilelik sırasında
ağızdan alınan ilaçların
bazılarının alınmaması gerekir.
Hamilelik durumunda doktora
haber verilerek ilaçların tekrar
gözden geçirilmesi yerinde olur.
|
|
İmmünoterapi Sonunda Deri
Testleri Gerekli mi? |
Başlıklara dön |
|
Hayır, deri testleri
ile deri içindeki mast
hücrelerinin üstünde yapışan IgE
ler tasbit edilir. Bu hücreler
kan içindeki bazofil
hücrelerinin benzerleridir ama
hastalık belirtilerinin ortaya
çıkmasında direkt rol
oynamazlar. Tedaviden sonra mast
hücrelerin durumlarında
değişiklik olmaz.
Bu sebeple tekrar deri test yaparak hastayı inciltmek
gereksizdir. Bu iyileşmenin
kontrolu aşı sonunda kanda
ortaya çıkan IgG tipi
(hastalıklardan koruyucu)
antikorların ölçülmesi ile
mümkün olabilmektedir. Bu ise,
özel teknik gerektirdiğinden
ancak araştırma niteliğinde
yapılmaktadır. İyileşme;
hastalığın teşhisinde olduğu
gibi hastanın tedavisinin son
senesinde gösterdiği iyileşme
oranı ile saptanır. Bu da
hastanın zaman zaman kontrol
muayenelerinin yapılması
şeklinde takip edilmesi ile
olur. |
|
|
|
|